<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sohbet.La - Sohbet, Chat, Sohbet Odaları, Sesli Sohbet, Muhabbet, Mirc,  Sohbetozel &#187; kadın</title>
	<atom:link href="http://www.sohbet.la/tag/kadin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sohbet.la</link>
	<description>Sohbet, Chat, Mirc, Muhabbet, Sesli Sohbet ,Sohbet Odaları - Sohbetozel sohbet, Sohbetozel Chat, Muhabbet, Bedava Chat, Bedava Sohbet</description>
	<lastBuildDate>Thu, 20 May 2010 20:55:53 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Cildinizi Meyvelerle Canlandırın</title>
		<link>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/cildinizi-meyvelerle-canlandirin/</link>
		<comments>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/cildinizi-meyvelerle-canlandirin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 13:38:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baskancan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[cildinizi meyveyle canlandırın]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[cılt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın haberı oku]]></category>
		<category><![CDATA[kadın haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[meyvelerın faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.la/?p=1541</guid>
		<description><![CDATA[SevgiIi hanımIar; meyveIerin boI oIduğu yaz mevsimindeyiz. MeyveIerin ne kadar faydaIı oIduğunu da biIiyoruz, öyIeyse doğanın mucizeIerinden yararIanmamız gerekiyor… daha sağIıkIı oIabiImek için meyveIeri boIca tüketebiIeceğiniz gibi ciIt bakımında da yararIanabiIirsiniz. İşte sizIere vitamin deposu meyveIerIe uyguIayabiIeceğiniz bir kaç pratik maske tarifi. Daha genç ve daha canIı ciIde sahip oImayı kim istemez? Evinizde buIunan maIzemeIerIe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SevgiIi hanımIar; meyveIerin boI oIduğu yaz mevsimindeyiz. MeyveIerin ne kadar faydaIı oIduğunu da biIiyoruz, öyIeyse doğanın mucizeIerinden yararIanmamız gerekiyor… daha sağIıkIı oIabiImek için meyveIeri boIca tüketebiIeceğiniz gibi ciIt bakımında da yararIanabiIirsiniz. İşte sizIere vitamin deposu meyveIerIe uyguIayabiIeceğiniz bir kaç pratik maske tarifi. Daha genç ve daha canIı ciIde sahip oImayı kim istemez? Evinizde buIunan maIzemeIerIe koIayIıkIa hazırIayabiIeceğiniz maskeIerden sonra pürüzsüz ciItIere ve daha çekici oImaya hazırmızınız? öyIeyse buyrun<span id="more-1541"></span><br />
Armut iIe yapabiIeceğiniz maske sayesinde ciIdiniz hem besIendiği gibi serinIeyecektir. Bu işIem için oIgunIaşmış armut seçmeIisiniz. Cam bir kase yeterIidir. Armudun kabuğunu soyup kase içinde çataIIa ezdikten sonra tamamını yüzünüze sürüp bekIeyin, onbeş dakikaIık bekIeme süresi yeterIidir, sonra boI su iIe yıkayın.<br />
CiIdinizin bebek ciIdi gibi oImasını istemez misiniz? Hem de kadife gibi bir ciIt… Bu işIem için yine cam kaseye 2-3 yemek kaşığı doIusu ahududuyu çataIIa ezip temizIenmiş ciIdinize sürün ve on dakika bekIeyip boI su iIe yıkayın. Ahududu boI miktarda A vitamini içerir bu yüzden pürüzsüz ciIde sahip oImak için mutIaka yararIanmaIısınız.<br />
CiIdinizde oIuşan kırışıkIıkIar için; özeIIikIe yüzünüz, boynunuz ve dekoIte böIgenizdeki kırışıkIıkIar için avokado maskesi inanıImaz faydaIı oIacaktır. Bir avokadoyu kabuğunu soyduktan sonra ezip yarım tatIı kaşığı baI, bir tatIı kaşığı eIma sirkesi ve çırpıImış yumurta iIe iyice karıştırın, aynı zamanda ara ara üç yemek kaşığı zeytinyağı iIave edin. EIde ettiğiniz karışımı yüz, boyun ve dekoIte böIgenize boIca sürüp bekIeyin, yarım saat bekIemeniz gerekiyor daha sonra ıIık suyIa yıkamaIısınız. KırışıkIıkIarda oIduğu gibi kuru ciItIerde de çok etkiIidir, deneyin göreceksiniz.<br />
Yine kuru ciIteIere faydaIı oIması için çiIek maskesi öneriyoruz yaInız çiIeği ezdikten sonra bir kaşık süt kreması ve bir kaç damIa badem yağı kuIIanmaIısınız. NormaI ciItIerde çiIeği ezip yüzünüze sürmeniz yeterIidir ve on dakikaIık bekIemeden sonra ıIık suyIa yıkayın. Ancak çok önemIi bir uyarıda buIunmaIıyız; çiIek bazı bünyeIer aIerji yapabiIir, ciIdinizde de aIerjiye sebep oIacağından aIerjik bünyeye sahip oIanIarın uyguIamasını tavsiye edemiyoruz.<br />
GüzeIIiğinize güzeIIik katması diIeğiyIe,</p>
<p>alıntı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/cildinizi-meyvelerle-canlandirin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlar gittiğinde&#8230;</title>
		<link>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/kadinlar-gittiginde/</link>
		<comments>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/kadinlar-gittiginde/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 10:46:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baskancan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[bir ana]]></category>
		<category><![CDATA[bir dost]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın gitiğinde]]></category>
		<category><![CDATA[kadın haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.la/?p=1494</guid>
		<description><![CDATA[
 KADINLAR gittiklerinde arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar.
Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde &#8220;yetim-öksüz&#8221; kalan çok olur: 
Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler&#8230; 
Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar. 
Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların. 
Sık sık boynunu büker &#8220;sarıkız&#8221;. 
O teki kalmış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sohbet.la/wp-content/uploads/2010/03/166932.jpg"><img src="http://www.sohbet.la/wp-content/uploads/2010/03/166932.jpg" alt="" title="16693[2]" width="250" height="250" class="alignnone size-full wp-image-1495" /></a></p>
<p> KADINLAR gittiklerinde arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar.</p>
<p><span id="more-1494"></span>Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde &#8220;yetim-öksüz&#8221; kalan çok olur: </p>
<p>Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler&#8230; </p>
<p>Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar. </p>
<p>Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların. </p>
<p>Sık sık boynunu büker &#8220;sarıkız&#8221;. </p>
<p>O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının. </p>
<p>Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz. </p>
<p>* </p>
<p>Bir kadın gittiğinde&#8230; </p>
<p>Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci&#8230; </p>
<p>Bir anne gider&#8230; </p>
<p>Bir dost&#8230; </p>
<p>Bir arkadaş&#8230; </p>
<p>Bir sevgili&#8230; </p>
<p>Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde. </p>
<p>*<br />
&#8220;Güzin Abla gitti&#8230;&#8221; dediklerinde, kaç kişinin gittiğini ve arkasında kalan &#8220;yetimlerini&#8221; düşündüm. </p>
<p>O benim dostumdu. </p>
<p>Dün Feyza’yı arayıp başsağlığı diledim. </p>
<p>O canımın sıkıldığı gün telefonda &#8220;Sana gelen bana gelsin&#8221; diyen sesini hiç unutmamıştım. </p>
<p>Yine ıslandı göz pınarlarım, ben dahi yetim kaldım. </p>
<p>Sözcükler yetim kaldı. </p>
<p>Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır. </p>
<p>Kapı eşiğindeki &#8220;Dikkat et&#8230;&#8221; duyulmaz, annesi gitmiştir &#8220;geç kalma&#8221;nın. </p>
<p>Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler. </p>
<p>Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında. Ve bir kadın gittiğinde pek çok &#8220;yetim&#8221; bırakmıştır arkasında. </p>
<p>Bekir COŞKUN&#8217;un 20 temmuz 2006 da Hürriyet Gazetesindeki yazısından alıntıdır&#8230; </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/kadinlar-gittiginde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>40 Yaş Üzeri Kadınlarda Beslenme ve Sağlık</title>
		<link>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/40-yas-uzeri-kadinlarda-beslenme-ve-saglik/</link>
		<comments>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/40-yas-uzeri-kadinlarda-beslenme-ve-saglik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 11:52:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baskancan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[40 yaş üzeri kadın beslemesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.la/?p=1471</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemizde 40 yaş üstü kadınlar önemli sağlık riskleri ile karşı karşıyadırÜlkemizde kadınların karşılaştığı sağlık risklerinin başında koroner kalp hastalıkları ve meme kanseri yer almaktadır. 
Yüksek tansiyon, sigara ve alkol kullanımı, şişmanlık, hareketsiz yaşam tarzı, diyabet ve bilinçsiz beslenme, özellikle 40 yaş üstü kadınlarda kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini artıran faktörlerin başında yer almaktadır. 
Yeterli ve dengeli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ülkemizde 40 yaş üstü kadınlar önemli sağlık riskleri ile karşı karşıyadır<span id="more-1471"></span>Ülkemizde kadınların karşılaştığı sağlık risklerinin başında koroner kalp hastalıkları ve meme kanseri yer almaktadır. </p>
<p>Yüksek tansiyon, sigara ve alkol kullanımı, şişmanlık, hareketsiz yaşam tarzı, diyabet ve bilinçsiz beslenme, özellikle 40 yaş üstü kadınlarda kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini artıran faktörlerin başında yer almaktadır. </p>
<p>Yeterli ve dengeli beslenilmelidir. Yeterli ve dengeli beslenme; dört besin grubunda bulunan besinlerin yeterli miktarda tüketilmesiyle sağlanır. Bu besinler; süt grubunda yer alan süt, peynir ve yoğurt; et grubunda yer alan et, tavuk, yumurta ve kuru baklagiller; sebze ve meyve grubu ile tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç, mısır ve tarhanadır. Bu besinlerin önerilen tüketim miktarları kişiye özgü olarak değişmekte, bireyin yaşı, cinsiyeti ve fiziksel aktivite durumu bu oranları etkilemektedir. </p>
<p>Alkol ve sigaradan uzak durulmalıdır. Sigara, öldürücü zararları nedeniyle çok önemli bir halk sağlığı sorunudur. Alkol tüketimi ise sindirim enzimlerini bozup, karaciğer ve beyin üzerinde olumsuz etki yapmaktadır. Sigara akciğer, ağız boşluğu, yemek borusu, boyun, pankreas, mesane, böbrek, mide ve kan kanserine, alkol kullanımı ise karaciğer ve yemek borusu kanserine yol açmaktadır. </p>
<p>20 yaşın üzerindeki tüm bayanlar ayda bir kez kendi meme kontrollerini yapmalıdır. Bunun için en ideal yöntem, kadınların &#8220;kendi kendilerine elle&#8221; yapacakları muayenedir. Kadınlar kendi kendilerine elle yapacakları kontrollerde, memelerinin dokusu ve yapısı konusunda fikir sahibi olacakları için memelerinde oluşacak herhangi bir değişikliği hemen fark edeceklerdir. </p>
<p>Kadınlar kendi kendilerine meme muayenelerini, adet bitim tarihinde yapmalıdır. Çünkü regl (adet) döneminde meme dokusu yumuşak olur ve herhangi bir kitlenin varlığı kolayca fark edilir. Adetten doğal ya da cerrahi nedenlerle kesilme hali söz konusu ise bu muayene her ayın aynı günü tekrarlanmalıdır. Hormon tedavisi alan kadınlar ise bu muayene için en uygun günün hangisi olduğu konusunda doktorlarına danışmalıdır. Kadınlar kendi kendilerine meme muayenelerini ayna karşısında dikkatli bir gözlemle yapmalıdır. Ayna önünde yapılan kontrollerde; memede ele gelen sertlik veya kitle, meme başlarının pozisyonlarında değişiklik, kalınlaşma, kızarıklık veya yara olması, memenin rengi, dokusu veya şeklinde değişiklik, meme derisinde kalınlaşma, şişme veya renk değişikliği, meme ucundan akıntı, meme veya meme başında içeriye doğru çekilme durumu tespit edilirse derhal bir hekime başvurulmalıdır. </p>
<p>Kadınlarda ileri yaşın meme kanseri açısından risk faktörlerinin başında yer almaktadır. 40 yaşa gelmiş her kadının kontrol amaçlı mamografi çektirmesi gerekmektedir. </p>
<p>Ülkemizde şişmanlığın özellikle bayanlarda görülme sıklığı gittikçe artmaktadır. Bunun sonucunda da şişmanlığın sağlık üzerindeki etkileri ciddi boyutlara ulaşmaktadır. Şişmanlık kan basıncını ve kolesterolü yükseltmekte, kalp damar hastalıkları, felç, şeker hastalığı, bazı kanser türleri, solunum yetersizlikleri ile kemik ve eklem hastalıklarının ortaya çıkış hızını artırmaktadır. </p>
<p>Yağlar konusunda ölçülü olunmalı ve doymamış yağlar tercih edilmelidir. Tereyağı, diğer hayvansal yağlar ve margarinlerin çoğu doymuş yağlardır ve kolesterol düzeyini artırırlar. Ayçiçek, soya, mısırözü gibi bitkisel yağların çoğu ise doymamış yağlardır ve kolesterol içermezler. Bu nedenle yemeklerin doymamış yağlarla birlikte zeytinyağı ile pişirilmesi ve tüketimi, sağlık açısından daha yararlıdır. Günlük protein ihtiyacı hayvansal ve bitkisel kaynaklı gıdalardan dengeli olarak alınmalıdır. Besinler yoluyla alınan kolesterole dikkat edilmelidir. Kolesterol miktarı, kırmızı et, sakatat gibi hayvansal gıdalarda yüksektir. Bu besinler tüketilirken kolesterol içerikleri göz önünde bulundurulmalıdır. </p>
<p>Posalı besinler sıkça tüketilmelidir. Posanın kan kolesterolünü düşürücü etkisi vardır. Sebze ve meyveler posa, vitamin ve mineral içeriği zengin olan besinlerdir. Bunun yanında kuru baklagiller, yulaf, mercimek, mısır, buğday ve ekmek gibi posa yönünden zengin besinler günlük beslenmede yer almalıdır. Şekerli içecek ve tatlı tüketimi azaltılmalı, şeker içeriği az olan besinler tercih edilmelidir. Şekerler saf karbonhidrattır ve yoğun enerji kaynağıdır. Bu besinlerin fazla miktarda tüketimi, vücut ağırlığının artmasına ve besleyici değeri yüksek olan besinlerin tüketiminin de azalmasına neden olur. </p>
<p>Tuz tüketimine dikkat edilmelidir. Tuz tüketimi ile yüksek tansiyon arasında yakın bir ilişki vardır. Ayrıca fazla tuz tüketimi idrarla kalsiyum atılmasını artırarak kemiklerden kalsiyum kaybına neden olmaktadır. Tuz tüketimini azaltmak için; lezzetine bakılmadan yemeklere ilave tuz eklenilmemelidir. Tuz içeriği düşük besinler tüketilmelidir. Sebze ve meyve tüketimi artırılmalıdır. </p>
<p>Vücut ağırlığı dengede tutulmalı, fiziksel aktivite artırılmalıdır. Vücut ağırlığının normalden az ya da çok olması çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlar. Bu nedenle vücut ağırlığını normal sınırlar içinde tutmak için yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir. Hareketli bir yaşam sürdürülmeye çalışılmalı; kısa mesafelerde yürümek tercih edilmelidir. Herhangi bir sağlık problemi yok ise asansör ve yürüyen merdivenleri kullanmamaya özen gösterilmeli, her gün en az 30 &#8211; 45 dakika yürüyüş yapılmalıdır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/40-yas-uzeri-kadinlarda-beslenme-ve-saglik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>8 Mart Dünya Kadınlar Günü nasıl ortaya çıktı?</title>
		<link>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/8-mart-dunya-kadinlar-gunu-nasil-ortaya-cikti/</link>
		<comments>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/8-mart-dunya-kadinlar-gunu-nasil-ortaya-cikti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 10:24:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baskancan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[1977]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadın haklari]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar günü nasıl ortaya çıktı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.la/?p=1444</guid>
		<description><![CDATA[
Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılında ilan edilen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün geçmişi çok eskilere, birçok kadının fabrikalarda düşük ücretle ve ağır koşullarda çalıştırıldığı 1800’lere dayanıyor. İlk kez 8 Mart 1857’de New York&#8221;ta yaşayan bazı işçi kadınlar iş koşullarını protesto etmek için toplandılar. Düşük ücreti ve kötü çalışma koşullarını düzeltmek için greve gittiler. Grev, polisin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sohbet.la/wp-content/uploads/2010/03/8mart-kadinlargunu0011.jpg"><img src="http://www.sohbet.la/wp-content/uploads/2010/03/8mart-kadinlargunu0011.jpg" alt="" title="8mart-kadinlargunu001[1]" width="222" height="140" class="alignnone size-full wp-image-1445" /></a></p>
<p>Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılında ilan edilen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün geçmişi çok eskilere, birçok kadının fabrikalarda düşük ücretle ve ağır koşullarda çalıştırıldığı 1800’lere dayanıyor. İlk kez 8 Mart 1857’de New York&#8221;ta yaşayan bazı işçi kadınlar iş koşullarını protesto etmek için toplandılar. Düşük ücreti ve kötü çalışma koşullarını düzeltmek için greve gittiler. Grev, polisin müdahelesiyle sona erdirildi<span id="more-1444"></span><br />
Polisin müdahelesi sonucu çıkan yangında 140 kadın işçi hayatını kaybetti. Kadın işçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı. Bunun üzerine 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kabul edilmesi önerildi. Ve öneri 1977 yılının aralık ayında Birleşmiş Milletler Genel Asemblesi’nde kabul edildi. </p>
<p>Kadınlar Günü&#8221;nün kabul edilmesinin temel sebebiyle bugünün ne alakası olduğunu anlamak için Uluslararası Af Örgütü&#8221;nün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle hazırladığı rapora gözatmak gerekiyor. Rapora göre; </p>
<p>Dünya kadınlarının yüzde 20&#8217;si, fiziki veya cinsel saldırıya maruz kalıyor. ABD&#8221;de her 15 saniyede bir kadın dövülüyor. Her yıl 700 bin kadın tecavüze uğruyor. </p>
<p>Mısır&#8221;da kadınların yüzde 35&#8243;i kocalarından dayak yiyor. </p>
<p>Evde sürekli dayak yemenin uzun vadeli etkileri fiziksel ve psikolojik olarak yıkıcıdır. Kadınlar, nerede gerçekleşirse gerçekleşsin, tecavüz sonucu travmatize olurlar ve yaralanırlar. Tıbbi sonuçları psikolojik travma, yaralar, istenmeyen gebelik ve kısırlıktır.</p>
<p>Sorumlular, kadını itaat için sindirmeyi veya akrabalarına, itaatsizliği nedeniyle utandırdığı için cezalandırmayı amaçlayabilir.<br />
İşte bu rapor doğrultusunda 140 kadının grev sırasında şiddete maruz kalarak öldürülmesinin ardından 120 yıl sonra Birleşmiş Milletler&#8221;in 8 Mart tarihini kadınlara hediye etmesinin nedenlerini anlamış olabiliyoruz. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/8-mart-dunya-kadinlar-gunu-nasil-ortaya-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği&#8217;nden Kadınlar Günü için açıklama.</title>
		<link>http://www.sohbet.la/saglik/cinsel-saglik-enstitusu-derneginden-kadinlar-gunu-icin-aciklama/</link>
		<comments>http://www.sohbet.la/saglik/cinsel-saglik-enstitusu-derneginden-kadinlar-gunu-icin-aciklama/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 11:14:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baskancan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar günü]]></category>
		<category><![CDATA[kadinlar günü için açıklama]]></category>
		<category><![CDATA[namus ve irz]]></category>
		<category><![CDATA[saglık haberlerı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.la/?p=1355</guid>
		<description><![CDATA[
Namus ve ırz sadece kadınların meselesi değil&#8221; Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği&#8217;nden Kadınlar Günü için açıklama.
Kadının kendini ifade etmesinin ayıp, yasak ve kötü algılandığı cinsellikte topaldır, sorunludur 

İnsan hakları ve bunun önemli bir parçasını teşkil eden kadın haklarının tüm sivil toplum örgütleri tarafından savunulması gerektiğini söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem KEÇE; &#8220;Ülkemizde cinsel sorunların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sohbet.la/wp-content/uploads/2010/03/165931.jpg"><img src="http://www.sohbet.la/wp-content/uploads/2010/03/165931.jpg" alt="" title="16593[1]" width="250" height="250" class="alignnone size-full wp-image-1356" /></a></p>
<p>Namus ve ırz sadece kadınların meselesi değil&#8221; Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği&#8217;nden Kadınlar Günü için açıklama.</p>
<p>Kadının kendini ifade etmesinin ayıp, yasak ve kötü algılandığı cinsellikte topaldır, sorunludur </p>
<p><span id="more-1355"></span><br />
İnsan hakları ve bunun önemli bir parçasını teşkil eden kadın haklarının tüm sivil toplum örgütleri tarafından savunulması gerektiğini söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem KEÇE; &#8220;Ülkemizde cinsel sorunların varlığının artarak devam etmesinde ve pekişmesinde kadınlarımızın toplumsal hayat alanlarında yeterince kendilerini ifade etme sorunu yaşamalarının önemli bir yeri vardır. Kadınların ağırlığının olmadığı demokrasiler nasıl topalsa; kadının kendini ifade etmesinin ayıp, yasak ve kötü algılandığı cinsellikte topaldır, sorunludur. Bu nedenle kadınlarımız daha çok kendini cinsel anlamda ifade etmelidir&#8221;  dedi.<br />
8 Mart kadınların güncel taleplerinin ifade edildiği özel bir gündür<br />
1857 yılında New York&#8217;lu dokuma işçisi kadınların daha insanca bir yaşam isteyerek, eşitsizliklere ve ayrımcılığa karşı sürdürdüğü mücadele ile başlayan süreçte 8 Mart&#8217;ın, tüm dünya kadınlarının, kutladığı uluslararası bir güne dönüştüğünü hatırlatan CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem KEÇE; &#8220;8 Mart, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadınların yüzyıldır yürüttüğü özgürleşme mücadelesinin kutlandığı ve kadınların güncel taleplerinin ifade edildiği özel bir gündür&#8217; dedi.</p>
<p>Türkiye&#8217;de demokrasinin erkekler yönetimine dönüştü</p>
<p>İnsan hakları ve bunun önemli bir parçasını teşkil eden kadın haklarının tüm sivil toplum örgütleri tarafından savunulması gerektiğini söyleyen CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psikolog Gülüm Bacanak; &#8220;8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadın haklarının kazanılmasında nerelerden başlandığını ve bugünlere nasıl gelindiğinin hatırlanması için özel bir gündür. Bu günde üzerinde durmamız gereken en önemli konulardan biri Türkiye&#8217;de demokrasinin erkekler yönetimine dönüşmüş olmasıdır. Bu durum demokrasinin ve demokratik katılımın önündeki en büyük engellerden biridir. Saygı değer ve elleri öpülesi kadınlarımızın siyasal alanda, iş ve sosyal yaşamda daha<br />
fazla etkin olmaları önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Çünkü bu durum<br />
kadınlarımız için bir kader değildir&#8217; dedi.</p>
<p>Kadınlarımız hor görülmemeli, dövülmemeli ve zorla evlendirilmemeli</p>
<p>Kadın hakları alanında çevremizde olup biten olumsuzluklar ve ihlâller karşısında duyarsız kalmamak, bunların giderilmesi ve iyileştirilmesi yönünde bilinçlenmek ve çaba göstermek gerektiğini ifade eden CİSED Genel Sekreteri Psikolojik Danışman Fatma Ayrık; &#8220;Töre veya namus cinayeti, cinsel şiddet, aile içi şiddet, kadınlarımızın hor görülmesi, dövülmesi, zorla evlendirilmesi, kız çocuklarımıza karşı izlenen ayrımcılık vb. olaylar ülkemizde kadınların maruz kaldığı sorunlardan bazılarıdır. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü&#8217;nde bu sorunların arka plânında bulunan sosyal, kültürel, ekonomik birçok sebep ve coğrafyadan gelen pek çok unsur tartışılmalı ve kalıcı çözümler aranmalıdır.&#8221; dedi.</p>
<p>Namus, iffet ve ırz sadece kadınların meselesi değildir</p>
<p>Kız çocuklarımızın ve kadınlarımızın eğitilmeleri ve iyi yetiştirilmeleri konusunda herkese görevler düştüğünün altını çizen  CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psikolog Gülüm Bacanak; &#8220;Namus, iffet ve ırz kavramlarının sadece kadının bedeniyle ilişkilendirilmesi ve dar bir çerçevede ele alınmasının olumsuzluk sonuçlarını sadece kadınlarımızın çekmesi doğru değildir. Bunların sadece kadına düşen bir sorumluluk olarak görülmemelidir. Namus ya da töre cinayetleri, kadına karşı yaygın şiddetin en uç noktalarından biridir. Bu yüzden günümüzde artık kadına yönelik her türlü şiddet kültürüyle yüzleşmek ve mücadele etmek zorundayız.&#8221; dedi.</p>
<p>Kadın hakları uzun soluklu bir mücadeledir</p>
<p>Kadın hakları konusunun çok yönlü ve uzun soluklu bir mücadele olduğunu dikkat çeken CİSED Genel Sekreteri Psikolojik Danışman Fatma Ayrık; &#8220;Devletin pek çok biriminin ve başta kadın örgütleri olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşlarının işbirliği ile kadın sorunlarının temelleri, boyutları ve çözüm süreci ile ilgili çalışmalar yapılmalı ve kadın hakları ihlalleri ile mücadele bir Devlet politikası hâline getirilmelidir&#8217; dedi.<br />
CİSED kadın haklarına duyarlıdır<br />
8 Mart Dünya Kadınlar Günü&#8217;nün kadın-erkek herkese mutluluk ve barış getirmesini, cinsiyet ayrımcılığı konusunda daha aktif bir duyarlılık ve bilinç düzeyine ulaşmamızda yeni bir başlangıç olmasını dileyen CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem KEÇE; &#8220;CİSED olarak ülkemizin kadın sorunlarına karşı duyarlı olmayı ve bu sorunların çözümünde aktif rol almayı kalıcı bir politika olarak benimsemiş bulunuyoruz.&#8221; dedi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.la/saglik/cinsel-saglik-enstitusu-derneginden-kadinlar-gunu-icin-aciklama/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilik Geleneği</title>
		<link>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/evlilik-gelenegi/</link>
		<comments>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/evlilik-gelenegi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 10:11:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baskancan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın haberı oku]]></category>
		<category><![CDATA[kadın haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.la/?p=1239</guid>
		<description><![CDATA[
Günümüze değin ulaşmış ve halen de uygulanmakta olan evlilik geleneğinin kuralları aslında bilinenin çok dışında anlamlar taşıyor. Üstelik tahmin edilenden de farklı açıklamalar yapılıyor. Evliliklerde kural gibi görünen gelenekler nelermiş hangi amaçla başlatılmış birlikte göz atalım:
Neden damat gelini öper?
Düğünlerde en önemli kuraldır damadın gelini öpmesi. Eski dönemlerde evlilik anlaşmalarının mühürü olarak kabul edildiğinden damat gelini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sohbet.la/wp-content/uploads/2010/03/evlilik2.jpg"><img src="http://www.sohbet.la/wp-content/uploads/2010/03/evlilik2-300x200.jpg" alt="" title="evlilik[2]" width="300" height="200" class="alignnone size-medium wp-image-1240" /></a></p>
<p>Günümüze değin ulaşmış ve halen de uygulanmakta olan evlilik geleneğinin kuralları aslında bilinenin çok dışında anlamlar taşıyor. Üstelik tahmin edilenden de farklı açıklamalar yapılıyor. Evliliklerde kural gibi görünen gelenekler nelermiş hangi amaçla başlatılmış birlikte göz atalım:</p>
<p><span id="more-1239"></span>Neden damat gelini öper?</p>
<p>Düğünlerde en önemli kuraldır damadın gelini öpmesi. Eski dönemlerde evlilik anlaşmalarının mühürü olarak kabul edildiğinden damat gelini öpermiş. Bir diğer anlamda da gelinin ruhunun bir parçası damada, damadın ruhunun bir parçası dageline geçtiği inancıyla gelenekselleşmiş ve günümüze değin devam ettirilmiş.</p>
<p>Düğün pastası niye yapılır?</p>
<p>Geçmişte pasta, iyi şans ve verimliliği artırdığına inanılarak düğünlerin vazgeçilmez kuralı olmuş. Daha eski dönemlerde düğün törenleri, gelinin başında ekmek kırılmasıyla sonlandırılırmış. Gerekçeleri ise buğdayın, kadınların doğurganlığının temsiline olan inançlarıymış. Ekmek kırılması ile dağılan kırıntıları, şans getirmesi inancıyla davetliler toplarmış. farnsa’da 17.yy.’da bir aşçı bu ekmeğe daha değişik ve güzel şekle dönüştürmeye karar vermiş, bu sayede düğün pastası ortaya çıkmış.</p>
<p>Gelinler neden beyaz giyer?</p>
<p>Beyazın kullanımı çok çok eskilere dayanır. Romalılar döneminde kutlamalarda özellikle beyaz kullanılırmış. 20.yy ilk dönemlerinde ise beyaz, temizliğin ve masumiyetin sembolü kabul edilmiş. Günümüze değin düğünlerde gelinliklerin beyaz oluşu bu inanış ile gelenekselleşmiş. Yalnız değişen ve gelişen zaman ile artık farklı renklerde gelinliklerde kullanılmaya başlandı.</p>
<p>Düğün sonunda neden çiftin üzerine pirinç atılır?</p>
<p>Dünyada bilinen tüm kültürlerde pirinç, bereketin bolluğun sembolü olarak kabul edilmiş. Bazı toplumlarda gelinlerin ellerine başak dalları verilirmiş, misafirler ise şans getirir ianancıyla bunlardan alırmış.</p>
<p>Neden düğünün sonunda gelin buketi havaya fırlatılır?</p>
<p>Yine şans getireceği inancıyla gelenekselleşmiş buketin fırlatılması. Bu inanca göre, gelinin fırlattığı buketi yakalayan kişinin şanslı olduğuna ve kısa süre içinde evleneceğine inanılırmış.</p>
<p>Hristiyan düğünlerinde nedimeler neden bir örnek giyinir?</p>
<p>Bu gelenek de romalılar döneminde günümüze değin ulaşmış. O dönemlerde bazı kötü ruhların gelinle damadı lanetleyeceği inancıyla, düşüncedeki lanetleri önlemek maksadıyla düğüne şahitlik eden bir kaç kişinin geline ve damada benzer giyinmeleri istenmiş. Zamanla kilise düğünlerinde de bu inançla gelenekler sürdürülmüş.</p>
<p>Neden yüzük sol ele takılır?</p>
<p>Eski dönemlerde tıp alanında araştırmalar yapan bilim adamlarının inancıymış. Sol elin dördüncü parmağından kalbe doğru uzanan bir damar olduğu düşüncesiyle evliliklerin sembolü ve mühürü niteliğindeki yüzüğün sol elde dördüncü parmağa takılması günümüze değin gelenekselleşmiştir.</p>
<p>Belki bu günlere değin evliliklerde kural gibi algılananan geleneklerin anlamları ya da amaçları günümüzde bilinir, belki de bilinmez sadece yapılması gerektiği için yapılır sembol kabul edilenler. Oysa geçmiş zamanlarda insanlar sembolize ederken büyük inançları varmış. Şimdiki zamanda ise “olması gerektiği için” midir yoksa gerçekten bir takım inançlar doğrultusunda mı yerine getirilir bu gelenekler… Aslında önemli bir gerçek var ki; İnsanlar şansa her zaman ihtiyaç  duymuşlar o dönemlerde de şimdi de. Koşullar ne olursa olsun değişmiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/evlilik-gelenegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlar erkeklere ne ceza veriyor</title>
		<link>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/kadinlar-erkeklere-ne-ceza-veriyor/</link>
		<comments>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/kadinlar-erkeklere-ne-ceza-veriyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 10:02:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baskancan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cınsel]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın erkeğe ne ceza verir]]></category>
		<category><![CDATA[kadın haberi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.la/?p=1192</guid>
		<description><![CDATA[
İlişkilerde kadınlar hem duygusal hem de cinsel anlamda incindiklerinde eşlerine seks cezası vererek acısını çıkarıyorlar. Uzmanlara göre hiçbir kadın duygusal ve cinsel anlamda mutluysa eşine ceza vermez. Ayrıca kadınların seks robotu olmadığı ve düğmesine basılınca cinsellik olması beklentisinin ise son derece yanlış olduğuna dikkat çekiliyor. Ayrıca erkekler cinselliğin aşk ve sevgiden oluştuğuna inanıyorlar. Sık sık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sohbet.la/wp-content/uploads/2010/03/kadin_resimleri_02_1510012.jpg"><img src="http://www.sohbet.la/wp-content/uploads/2010/03/kadin_resimleri_02_1510012.jpg" alt="" title="kadin_resimleri_02_151001[2]" width="160" height="100" class="alignnone size-full wp-image-1193" /></a></p>
<p>İlişkilerde kadınlar hem duygusal hem de cinsel anlamda incindiklerinde eşlerine seks cezası vererek acısını çıkarıyorlar. Uzmanlara göre hiçbir kadın duygusal ve cinsel anlamda mutluysa eşine ceza vermez. Ayrıca kadınların seks robotu olmadığı ve düğmesine basılınca cinsellik olması beklentisinin ise son derece yanlış olduğuna dikkat çekiliyor. Ayrıca erkekler cinselliğin aşk ve sevgiden oluştuğuna inanıyorlar. Sık sık seks yapan erkekler eşlerinin kendisini çok sevdiğini düşünüyor. Tüm dünya kadınlarınca uygulanan bu yöntem ile kadınlar, kendilerini üzen erkeği ilişkiye girmeyerek cezalandırmada etkili olduğu düşünülüyor.Kadın aynı zamanda kendini de cezalandırıyor. Kadınlar için cinsellik duygusal anlam taşıyor ve<br />
<span id="more-1192"></span>cinsellik olmadığında yokluğunu erkekler kadar hissetmiyor. Oysa erkekler cinselliği çok daha fazla düşkün. Bir erkek kadına duygusal anlamda yakınlık göstermediğinde kadının da robot olmadığı ve cinsellik beklenmemesi gerektiği belirtiliyor. Elbette ki kadının da cinselliğe ihtiyacı vardır ama erkek sırf ihtyacı için istiyorsa kadından yakınlık ve ilgi beklenmesi ne kadar doğrudur.</p>
<p>Erkekler aşkı cinselliğe bağlıyor</p>
<p>Erkeklere göre, cinsellik varsa kadın sevgisini de gösteriyor demektir. Çok yanlış bir düşünce. Bu anlamda erkeklerin cinsellik ve aşk-sevgi bağlantısını kuruyor olması evliliklerde sürekli sorunlara sebep oluyor</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/kadinlar-erkeklere-ne-ceza-veriyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek gelişiminde anne babaya büyük görev</title>
		<link>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/bebek-gelisiminde-anne-babaya-buyuk-gorev/</link>
		<comments>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/bebek-gelisiminde-anne-babaya-buyuk-gorev/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 17:48:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baskancan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[anne gorevleri]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[baba gorevleri]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek büyütme]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.la/?p=1163</guid>
		<description><![CDATA[Yeni doğan bebeklerin zekalarının gelişiminde anne-babaya büyük görev düşüyor. Uzmanlar, ebeveynlere; dil çıkarıp, ayaklarını gıdıklayarak bebeklerinin zeka gelişimine katkıda bulunmalarını ve onları güldürmelerini öneriyor. Bebeklerin zeka gelişimlerinin desteklenmesinde 0-1 yaş arası dönemin önemine dikkat çeken uzmanlar, bu konuda anne-babalara önemli görevler düştüğünü belirtiyor. Anne-bebek ürünleri alışveriş platformu e-bebek bünyesinde yayın hayatına başlayan Bebek Dergisi&#8217;nin ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yeni doğan bebeklerin zekalarının gelişiminde anne-babaya büyük görev düşüyor. Uzmanlar, ebeveynlere; dil çıkarıp, ayaklarını gıdıklayarak bebeklerinin zeka gelişimine katkıda bulunmalarını ve onları güldürmelerini öneriyor. Bebeklerin zeka gelişimlerinin desteklenmesinde 0-1 yaş arası dönemin önemine dikkat çeken uzmanlar, bu konuda anne-babalara önemli görevler düştüğünü belirtiyor. Anne-bebek ürünleri alışveriş platformu e-bebek bünyesinde yayın hayatına başlayan Bebek Dergisi&#8217;nin ilk sayısında yer alan habere göre; bebeklerle konuşmak, onları güldürmek, onlara şarkı söylemek ve kitap okumak; özellikle öğrenme becerilerinin gelişimi açısından bebeklere büyük katkı<br />
<span id="more-1163"></span><br />
sağlıyor. İşte, zeka gelişiminde bebeğinizle birlikte gerçekleştirebileceğiniz aktiviteleri de içeren 25 öneri:</p>
<p>1- Göz teması kurun: Yeni doğan bebekler kısa süre içinde yüzleri ayırt etmeye başlarlar ve sizin yüzünüz onun için en önemlisi! Size her baktığında, belleğini biraz daha oluşturur.</p>
<p>2- Onunla uzun konuşmalar yapın: Alabileceğiniz tek karşılık, boş bir bakış olacak ama çocuğunuz konuşmaya istekli gibi göründüğü zamanlarda, konuşmanıza kısa aralıklar vermeyi unutmayın. Kısa süre sonra, diyalogların ritmini anlamaya başlayacaktır. Bakışları da boş olmayacaktır.</p>
<p>3- Anne sütüyle besleyin: Anne sütü ile beslenen çocukların daha yüksek IQ&#8217;ları olduğu bilinen bir gerçek. Ayrıca emzirirken; çocuğunuzla konuşmayı, ona şarkılar söylemeyi ya da basitçe saçını okşamayı ihmal etmeyin.</p>
<p>4- Dil çıkarın: Araştırmalar, yeni doğan bebeklerin daha iki günlükken basit yüz hareketlerini taklit edebildiklerini gösteriyor. Bu da çok erken problem çözebilme yetisi oluşturmalarını sağlıyor.</p>
<p>5- Aynada kendine baksın: Bebeğinizin aynada kendisine bakmasını sağlayın. İlk başta, başka bir bebeğe baktığını düşünebilir ama &#8216;diğer&#8217; bebeğin kollarını hareket ettirmeye ve gülümsetmeye bayılacaktır.</p>
<p>6- Ayaklarını gıdıklayın: Bebeklerin espri anlayışını geliştirmenin ilk adımı gülmektir. Ayak parmaklarından çenesine kadar onu gıdıklayarak; &#8220;Geliyor geliyor&#8230;&#8221; ya da &#8220;Seni yakalayacağım&#8221; oyunları oynayın. Bu, çocuğunuzun olacakları tahmin edebilme becerisi oluşturması için ilk adımdır.</p>
<p>7- Farklılıkları vurgulayın: Birbirine benzeyen ama aralarında küçük bir fark bulunan iki fotoğrafı bebeğinizin yüzüne doğru tutun. Çok küçük bir bebek bile, bir birine bir ötekine bakacak, anlatmak istediğiniz şeyi anlamaya çalışacak ve sonunda ayırt edici ayrıntıyı görecektir. Bu egzersiz okumaya başlamarken katkı sağlayacaktır.</p>
<p>8- Manzarayı paylaşın: Bebeğinizle birlikte syürüyüşlere çıkın. Yürürken ona etrafta olup biteni anlatmayı unutmayın. Böylece bebeğinize sonsuz bir kelime haznesi kazandırmış olursunuz.</p>
<p>9- Yanında çıldırın: Bebeğiniz sizin değişen tonlarda sesler çıkararak yaptığınız konuşmalardan büyük keyif alır.</p>
<p>10- Şarkı söyleyin: Bazı araştırmalar, müziğin ritmini öğrenmenin matematik öğrenme ile bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Günlük yaptığımız işleri ona melodiler eşliğinde söyleyin.</p>
<p>11- Bezini değiştirme süresini iyi kullanın: Bebeğinizin altını yavaşça değiştirin. Rutininizi anlayabilmesi için o sırada neler yaptığınızı ona sakin sakin anlatın.</p>
<p>12- Oyun bahçesi olun: Yere sırtüstü yatarak üzerinize tırmanmasına, üstünüzde emeklemesine izin verin. Böylece bebeğiniz ileride koordinasyon ve problem çözme becerilerine sahip olur.</p>
<p>13- Alışverişe gidin: Oyunlara ara verdiğinizde onunla birlikte alışverişe gidin. Oradaki yüzler, sesler ve renkler bebeğinizin iyi vakit geçirmesini sağlayacaktır.</p>
<p>14- Kitap okuyun: Araştırmalar, 8 aydan itibaren bebeklerin bir hikayeyi 2- 3 kez dinledikten sonra, içindeki kelimeleri öğrenmeye başladıklarını gösteriyor. Ona kitap okuyun!</p>
<p>15- Ce-e oynayın: Saklanma ve bulunma oyunlarınız sayesinde bebeğiniz, objelerin kaybolabileceğini, sonra yine geri gelebileceğini öğrenir.</p>
<p>16- Albüm yapın: Akraba ve arkadaşlarınızın fotoğraflarının olduğu bir albüm yapın ve bebeğinizin hafızasını tazelemek için zaman zaman ortaya çıkartın.</p>
<p>17- Yemeğiyle oynamasına izin verin: Hazır olduğunda, farklı farklı yiyeceklerin tadına parmaklarıyla bakmasına izin verin.</p>
<p>18- Yerdekileri toplayın: Bebeğiniz durmaksızın mama sandalyesinden aşağı bir şeyler atıyor. Sinirlenmeyin! Bebeğiniz yalnızca yerçekimi kanununu öğreniyor.</p>
<p>19- Engelli bir yol hazırlayın: Minderleri ve oyuncakları yere serpiştirin ve ona,bunların nasıl üstünden ya da altından emekleyerek geçebileceğini gösterin. Motor becerilerinin gelişmesine katkı sağlamış olursunuz.</p>
<p>20- &#8220;Beni yakalayamazsın!&#8221; oynayın: Bazen hızlanıp bazen yavaşlayarak evin içinde dizlerinizin üstünde gezinin ve sizi takip etmesini sağlayın. Eğlenceli oyunlar oynayabileceğiniz yerlerde durmayı ihmal etmeyin.</p>
<p>21- Komik surat yapın: Bebeğiniz burnunuza her dokunduğunda &#8216;Bip&#8217; sesi, kafanıza vurduğunda komik bir ses çıkarın. Aynı ses ya da davranışları üç-dört kez tekrarlayın.</p>
<p>22- Kendi yolunuzu bulun: Bebeğinizi kucağınıza alıp tüm evi dolaşın. Ellerini soğuk cama, yeni yıkanmış çamaşırlara, yumuşak yapraklara ve diğer güvenli eşyalara dokundurun. Dokunduğu her nesnenin adını söylemeyi de unutmayın.</p>
<p>23- Uzun hikayeler anlatın: En sevdiği hikayeyi bulun. Hikayenin kahramanının adını bebeğinizin adı ile değiştirerek daha cazip hale getirin.</p>
<p>24- Bir hayvan kitapçığı oluşturun: Onunla hayvanat bahçesine gidin ve en çok ilgi gösterdiği hayvanların fotoğraflarını çekerek bir albüme yerleştirin. Daha sonra, hep birlikte hayvan kitabınızı okumaya başlayın. Arada hayvan sesleri çıkartmayı unutmayın.</p>
<p>25- Her şeyi sayın: El ve ayak parmaklarını, evinizdeki merdivenleri ya da yerdeki oyuncakları birlikte sayın. Kısa süre sonra o da size eşlik etmeye başlayacaktır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/bebek-gelisiminde-anne-babaya-buyuk-gorev/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çalıştığınız iş yeri sağlığınız için zararlı olabilir</title>
		<link>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/calistiginiz-is-yeri-sagliginiz-icin-zararli-olabilir/</link>
		<comments>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/calistiginiz-is-yeri-sagliginiz-icin-zararli-olabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 11:43:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baskancan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan kadın]]></category>
		<category><![CDATA[iş dunyası ve kadın]]></category>
		<category><![CDATA[iş kadını]]></category>
		<category><![CDATA[iş ve kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.la/?p=1114</guid>
		<description><![CDATA[
Hava kirliliği, gürültü, iki araya bir dereye sığdırılan fast-food yiyecekler, hormonlu gıdalar, kimyasal atıklar, sıkışık trafik, akmayan sular, iş yaşamının yıpratıcı rekabeti, gün boyu oturarak çalışmak, bilgisayarın karşısında tüketilen saatler, kapalı havalandırma sistemleri, kirli hava, sağlıksız çalışma koşulları, binlerce elektronik aletle donatılmış plazalar ve işyerleri, zamanla yarışan insanlar… 
Kırsal kesimin hiç tanımadığı bu yaşam biçimi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sohbet.la/wp-content/uploads/2010/02/003_15021.jpg"><img src="http://www.sohbet.la/wp-content/uploads/2010/02/003_15021.jpg" alt="" title="003_1502[1]" width="222" height="140" class="alignnone size-full wp-image-1115" /></a></p>
<p>Hava kirliliği, gürültü, iki araya bir dereye sığdırılan fast-food yiyecekler, hormonlu gıdalar, kimyasal atıklar, sıkışık trafik, akmayan sular, iş yaşamının yıpratıcı rekabeti, gün boyu oturarak çalışmak, bilgisayarın karşısında tüketilen saatler, kapalı havalandırma sistemleri, kirli hava, sağlıksız çalışma koşulları, binlerce elektronik aletle donatılmış plazalar ve işyerleri, zamanla yarışan insanlar… <span id="more-1114"></span><br />
Kırsal kesimin hiç tanımadığı bu yaşam biçimi, beraberinde omurga bozukluklarından sırt ağrılarına, göz hastalıklarından sağırlığa, alerjiden astıma, stresten kansere bir yığın hastalığa yakalanma riskini getiriyor. Bu yetmiyormuş gibi hasta bina sendromu, sekreter sendromu, yazar krampı, şehir bronşiti, gürültü sağırlığı türünden bir yığın yeni hastalığı literatüre ekliyor. Peki ama nedir bu tuhaf hastalıklar? Uygarlığı yaratarak her geçen gün refah düzeyini arttıran insanoğlu, bir yandan da kendi kuyusunu mu kazıyor? </p>
<p>Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz bu durumun sağlığımıza etkileriyle ilgili açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Hasta Bina Sendromu nedir?  </p>
<p>“Çarpık kentleşmenin ve yoğun bina yığınlarının, sağlıksız ranta dayalı iş merkezlerinin sonuçları sadece bozuk şehirleşme ve trafik keşmekeşi değil tabi. Olayın sosyal boyutlarından daha ciddi sağlık sorunları da var. Bir örnekle açıklamak gerekirse Amerikan NBC televizyonu, yeni bir binaya taşınmış ve bina son derece modern ve en yeni teknolojik sistemlerle donatılmıştır. Bina öyle bir bina ki, bir gelen hayran birde gelmeyen! Ancak bu binada bir sorun vardır. Hemen herkes günün sonuna doğru halsizleşmekte ve bitkin bir vaziyette işini bitirmektedir. Ayrıca çalışanlarda baş ağrısı ve baş dönmesi almış başını gitmiştir. Hafta sonuna doğru şikayetler daha da yoğunlaşmaktadır. Sonunda proplemin binadan kaynaklandığı anlaşılır. Binanın havalandırma sistemi yetersiz olduğundan mevcut elektronik cihazların meydana getirdiği manyetik yorgunluk bina da çalışanların performanslarını etkilemekte ve verim düşmektedir. Sonunda burda çalışan insanların yarısı başka bir binaya nakledilir ve olay çözümlenir.” </p>
<p>Nelere dikkat edilmeli?</p>
<p>Çok katlı iş merkezlerinde, binlere elektronik cihaz ve sistemle donatılmış plazalarda, odaklanma ve konsantrasyon yetersizliklerinin olması kaçınılmazdır. Böyle mekanlarda çalışanlardan tam bir performans beklenmesi hayaldir. Çalışan verimliliği için, her ofiste bir çalışanın olması ve odaların da yeterli genişlikte olması elzem bir durumdur. Ayrıca çalışanların etrafında gereksiz elektronik cihazların da bulunmaması lazımdır. Mevcut elektronik cihazların iyi yalıtılmış odalarda olması ve bağlantıların network sistemleri  ile ofislere dağıtılması en tercih edilen yol olmalıdır. Örneğin faks ve yazıcıların her odada bulunması yerine, bunların tek bir odada toplanması ve buraya ancak gerektiğinde girilmesi önemlidir. Kullanılan monitörler mümkün olan en düşük radyasyonlu cihazlar olmalıdır. Bilgisayar kasaları gürültüsüz çalışmalı ve yalıtımı üst düzey olmalıdır. Ofislerde gerekli sayıda telefon bulundurmalı, telefon kargaşasından ve kalabalıklığından uzak durulmalıdır. Cep telefonlarını asla kemere bağlı ya da cepte tutulmamalı, mümkünse kulaklık kullanılmalıdır. Sadece bir tane cep telefonu kullanmaya çalışılmalıdır.</p>
<p>Sonuç itibariyle, insanları devasa binalarda, plazalarda  küçük küçük havasız odalarda çalışmaya mahkum etmek verimliliğin düşmesine yol açar. Plazalarda, şehrimizde bir çok örneği olan yoğun iş merkezlerinde gördüğümüz ‘’hasta bina sendromunun’’ belirtileri sadece halsizlik ve bitkinlik değil tabi. Baş ağrısı, baş dönmesi, anksiyete, uyku bozuklukları, zihinsel konsantrasyon bozuklukları, unutkanlık, göz ve cilt irritasyonları, farenjit, larenjit ve burun kanaması da sıkça rastlanan şikayetlerdir. Belirtilerin hepsinin ortak özelliği çalışma ortamından bir kaç günlüğüne uzaklaşınca şikayetlerin düzeliyor olmasıdır.</p>
<p>Nöroloji Uzmanı<br />
Dr. Mehmet Yavuz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/calistiginiz-is-yeri-sagliginiz-icin-zararli-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın da aldatır, yakalanmaz!</title>
		<link>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/kadin-da-aldatir-yakalanmaz/</link>
		<comments>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/kadin-da-aldatir-yakalanmaz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 10:13:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baskancan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[aldatma]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın aldatırsa]]></category>
		<category><![CDATA[kadın aldatma]]></category>
		<category><![CDATA[kadın haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadın ve aşk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.la/?p=1077</guid>
		<description><![CDATA[Aldatma konusunda erkekler sabıkalı görünse de, kadınlar da erkekler kadar hatta daha da fazla aldatıyor! Peki, kadın neden aldatır? Ve nasıl yakalanmaz?Art arda aldatma haberleri patlak veriyor. Malumunuz en son Eren Talu’yu gördük magazin sayfalarında. Ki ben özne her kim olursa olsun bu haberlerin yapılmasına karşıyım. Ama buna İngiliz Kraliyet ailesi karşı koyamamış, gelinleri paparazzilere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aldatma konusunda erkekler sabıkalı görünse de, kadınlar da erkekler kadar hatta daha da fazla aldatıyor! Peki, kadın neden aldatır? Ve nasıl yakalanmaz?<span id="more-1077"></span>Art arda aldatma haberleri patlak veriyor. Malumunuz en son Eren Talu’yu gördük magazin sayfalarında. Ki ben özne her kim olursa olsun bu haberlerin yapılmasına karşıyım. Ama buna İngiliz Kraliyet ailesi karşı koyamamış, gelinleri paparazzilere kurban gitmiş; benim elimden ne gelir?</p>
<p>Bu aldatma haberlerinin akabinde dost meclislerinde, gazetelerde, televizyonda epey muhabbet dönüyor. Ve genelde aldatma hep erkekler üzerinden konuşuluyor. Kadınlar hiç aldatmazmış gibi&#8230;</p>
<p>Halbuki kadınlar da aldatır ve sandığınızdan, bildiğinizden çok daha fazlası aldatıyor. Üçüncü sayfa haberlerine bakmanız bile yeterli. Bu haberlerin azımsanamayacak kadarı aşk cinayetleri konuludur. Kıskançlık krizine giren adam sevgilisini vurur; karısının onu aldattığını öğrenen koca hem karısını hem karısının sevgilisini doğrar; samanlıkta yasak aşk cinayeti, yatak odasında yasak aşk cinayeti, mezarlıkta yasak aşk cinayeti, üçlü aşk cinayeti&#8230; Haber başlıklarının listesi daha da uzar gider.</p>
<p>Ve bunların çoğunda mesele erkeğin değil, kadının aldatmasıdır. Ki bunlar sonu cinayetle bitenler. Bir de haberimizin olmadığı vakalar var.</p>
<p>Kadın neden aldatır? </p>
<p>Bu konuda farklı istatistikler bulunuyor. Bazı araştırmalar erkeklerin yüzde 20’sinin, kadınların yüzde 15’inin aldattığını ortaya koyarken bazılarında bu oran kadınlarda yüzde 30-60, erkeklerde yüzde 50-70 dolaylarında.<br />
Oran her ne olursa olsun kesin görünen şu ki kadınlar da neredeyse erkekler kadar fazla aldatıyor.</p>
<p>Belki de daha fazla. Kimin daha çok aldattığını hiçbir zaman bilemeyiz çünkü kadınlar erkekler gibi bunu bir skor olarak görmez ve kendine saklar, önüne gelene anlatmaz. En yakın arkadaşına bile anlatmayan kadınlar var.<br />
Ayrıca toplum aldatan erkeği asla aldatan kadını cezalandırdığı gibi cezalandırmaz. Dolayısıyla yasak aşkları gerçek anlamıyla kadınlar yaşar. </p>
<p>KISASA KISAS!</p>
<p>Yıllardır erkeklerin neden aldattığını konuştuk durduk. Gelelim kadınların neden aldattığına&#8230;<br />
Sizin için bu konuyu derinlemesine araştırdım. Madde madde kadınların aldatma nedenlerini buyrunuz&#8230;</p>
<p>- Kocalarının/sevgililerinin ihmal ettiği kadınlar diğerlerine oranla daha fazla aldatıyor. Kadınlar kocalarının/sevgililerinin kendileriyle ilgilenmesini, çekici bulmasını, iltifatını esirgememesini istiyor. </p>
<p>- Karısını/sevgilisini olduğundan farklı olmaya, değişmeye zorlayan “kontrol manyağı” erkeklerin karıları/sevgilileri aldatmaya daha meyilli oluyor. </p>
<p>- Kadınların da agresif bir şekilde iş hayatına dalmaları, işten geç çıkmalar, iş gezileri, ekonomik özgürlük ve değişen sosyal davranışlar modern kadının daha çok erkekle tanışıp ilişki yaşama olasılığını artırıyor.</p>
<p>- Aldatan kadınları konu eden televizyon dizileri (örn. “Umutsuz Ev Kadınları”) ve filmler nedeniyle sosyal tabular azalıyor.</p>
<p>- Kocası/sevgilisi tarafından aldatıldığı için aldatan kadınlar var. </p>
<p>- Kocasıyla/sevgilisiyle ilişkisinden tatmin olmadığı, aradığını başka birinde bulduğunu düşündüğü için aldatıyor.</p>
<p>- Biri tarafından “sevilebilir yaratıklar” olarak onaylanma ihtiyacı kadınların aldatma nedenlerinden biri. </p>
<p>- 20’li yaşlarının sonlarında, 30’lu yaşlarının başında, 4-5 yıldır evli olan kadınlarda aldatma vakaları sık görülüyor. Bu dönem kadınların orta yaş bunalımı olarak da adlandırılıyor. </p>
<p>- Yeni bir heyecan arıyorlar. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.la/genel/kadinca/kadin-da-aldatir-yakalanmaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
